16 Eylül 2010 Perşembe
15 Eylül 2010 Çarşamba
paket açıldıktan sonra 12 saat içinde tüketiniz..
talimatları dikkatle okuyun..
kimse beni şaşırtmıyor artık.. hayal gücümün ötesinde aptallıklar dışında, sevinerek şaşırmıyorum..
başkasının çöplüğünde dolaşan leylek.. savunmasız kaçıyorum... leylekler yuvalarını civardaki ağaçlardan tanıyıp bulurlarmış.. ağaç kesildiğinde en çok onlar için üzülüyorum.. gelecek kuşaklart için hiç endişeli değilim zira..
arkama bakmadan koşuyorum.. bir ömürlük bahar bahçesini bir öğün akşam yemeğine tercih etmiş olmak.. daha hızlı koşuyorum.. artık bedel ödeyecek gücüm yok.. pişman mısın edebiyatımız da eksik kalsın..
kimse beni şaşırtmıyor artık.. hayal gücümün ötesinde aptallıklar dışında, sevinerek şaşırmıyorum..
başkasının çöplüğünde dolaşan leylek.. savunmasız kaçıyorum... leylekler yuvalarını civardaki ağaçlardan tanıyıp bulurlarmış.. ağaç kesildiğinde en çok onlar için üzülüyorum.. gelecek kuşaklart için hiç endişeli değilim zira..
arkama bakmadan koşuyorum.. bir ömürlük bahar bahçesini bir öğün akşam yemeğine tercih etmiş olmak.. daha hızlı koşuyorum.. artık bedel ödeyecek gücüm yok.. pişman mısın edebiyatımız da eksik kalsın..
30 Temmuz 2010 Cuma
The Man in the wilderness
The Man in the wilderness
He asked of me
How many strawberries grow in the salt sea?
And I answered him, as I thought good
As many a ship sails in the wood
The Man in the wilderness
He asked me, Why
His hare could swim and his pig could fly?
And I answered him, as I thought best
They were both born in a cuckoo's nest
The Man in the wilderness
Asked me to tell
Tell all the sands in the sea and I counted them well
And with the grain, well, not one more
I answered him, you go make sure
Said with the grain, well, not one more
I answered him, you go make sure
I answered him, you...you go make sure
He asked of me
How many strawberries grow in the salt sea?
And I answered him, as I thought good
As many a ship sails in the wood
The Man in the wilderness
He asked me, Why
His hare could swim and his pig could fly?
And I answered him, as I thought best
They were both born in a cuckoo's nest
The Man in the wilderness
Asked me to tell
Tell all the sands in the sea and I counted them well
And with the grain, well, not one more
I answered him, you go make sure
Said with the grain, well, not one more
I answered him, you go make sure
I answered him, you...you go make sure
27 Temmuz 2010 Salı
günlük hayatın zorlukları
bizim sitenin adı bizim evimiz sitesi.. taksiye biniyorum tamam sizin eviniz de abla sitenin adı ne diyor, nufüs müdürlüğü'ne gidiyorum, adres soruyorlar söylüyorum, tuhaf tuhaf yüzüme bakıyorlar.. deliricem şu sitenin adı değişsin..
eskiden oturduğum sokağın adı da ressam vecihi bereketoğlu sokak.. hay allaım, hiç bi adres satırına sığmaz, söylesen nefesin yetmez.. öff.. tanımam etmem ne ressammış arkadaş..
eskiden oturduğum sokağın adı da ressam vecihi bereketoğlu sokak.. hay allaım, hiç bi adres satırına sığmaz, söylesen nefesin yetmez.. öff.. tanımam etmem ne ressammış arkadaş..
22 Temmuz 2010 Perşembe
avrupa yakasında iki gün
iki gündür vezneciler, şişli, çağlayan, mecidiyeköy, beyazıt, unkapanı, cerrahpaşa vb mevkilerde seyahat halindeyim.. masterı bitiricem diye uğraşırken, otobüs numaraları, aktarma durakları gibi konularda da master yapmış oldum.. mezun olmam için gereken 18 maddelik istanbul üniversitesi gerekli koşullar belgesinden bahsetmek istemiyorum.. geçti gitti.. msc olduk ama hayatımızda ne değişti desem, akşamları istediğimi yapma özgürlüğü, kısa bir süre için de olsa.. gelsin hafta içi rakıları, kahveleri..
halkın içine karışmamdan sebep bir görüş paylaşmak isterim, şu geçim kaynağı belirsiz, bedava gözümüze sokulan zaman gazetesi herkesin elinde.. tüm içerik referanduma göre ayarlanmış.. şöyle güzel olacakmış böyle iyi olacakmış vs.. yanımda oturan adamın gazetesinden okuyorum tüm bunları.. 12 eylül kurbanlarının (şehit demeyeceğim) ailelerini bile aramış sayın tayyip.. aaah aah ne devrimci bir yürekmiş başbakanım da biz bilemedik gıymetini.. kahkahalarla gülüyorum artık.. gençlik öfkemizden eser kalmadı.. şimdi sorum şu, madem Deniz'lere bu kadar içi yanmış, ben de kendimce minik bir devrimcilik planlıyorum.. hani taksim meydanındaki anıt var ya.. yanına yaklaşamıyoruz hani, her daim polis barikatları ile çevrili.. ne saçmalıksa bu da!! niye yaklaşamıyoruz sokak ortasındaki anıta anlayamadım.. gidip orada devrim yapacağım.. barikatları yıkıp anıtın dibine çömelip bir sigara yakacağım.. bakalım başıma geleceklerden sonra devletül zinnet beni de gözyaşları içinde bağrına basacak mı? denizlerin ruhuna ELLFATİHAAAA...
halkın içine karışmamdan sebep bir görüş paylaşmak isterim, şu geçim kaynağı belirsiz, bedava gözümüze sokulan zaman gazetesi herkesin elinde.. tüm içerik referanduma göre ayarlanmış.. şöyle güzel olacakmış böyle iyi olacakmış vs.. yanımda oturan adamın gazetesinden okuyorum tüm bunları.. 12 eylül kurbanlarının (şehit demeyeceğim) ailelerini bile aramış sayın tayyip.. aaah aah ne devrimci bir yürekmiş başbakanım da biz bilemedik gıymetini.. kahkahalarla gülüyorum artık.. gençlik öfkemizden eser kalmadı.. şimdi sorum şu, madem Deniz'lere bu kadar içi yanmış, ben de kendimce minik bir devrimcilik planlıyorum.. hani taksim meydanındaki anıt var ya.. yanına yaklaşamıyoruz hani, her daim polis barikatları ile çevrili.. ne saçmalıksa bu da!! niye yaklaşamıyoruz sokak ortasındaki anıta anlayamadım.. gidip orada devrim yapacağım.. barikatları yıkıp anıtın dibine çömelip bir sigara yakacağım.. bakalım başıma geleceklerden sonra devletül zinnet beni de gözyaşları içinde bağrına basacak mı? denizlerin ruhuna ELLFATİHAAAA...
28 Haziran 2010 Pazartesi
çok duygulandım lan..
vanya dayı diye bir oyunu vardır çehov un.. yeğeninin yorgun bir akşam tiradı vardır ki şöyle:
“Ne yapalım, yaşamak zorundayız. yaşayacağız vanya dayı. Önümüzde ne uzun günler, ne uzun geceler var daha. Kaderin bize lâyık gördüğü tüm güçlüklere sabırla göğüs gereceğiz. Şimdi olduğu gibi yaşlılığımızda da durup dinlenmeden çalışacağız. Günü, saati gelince de ölüme boyun eğeceğiz. İşte ancak orada, mezarlarımızda, nice acı çektiğimizi, nice gözyaşı döktüğümüzü, nasıl zor bir yaşamımız olduğunu bir bir anlatacağız. Tanrı işte o zaman bize acıyacak.”
benim vanya dayı'yı da, çehov'u da hiç okumamış olan yengem tam olarak aynı paragrafı söylediğinde ona bir kez daha hayran oldum..
“Ne yapalım, yaşamak zorundayız. yaşayacağız vanya dayı. Önümüzde ne uzun günler, ne uzun geceler var daha. Kaderin bize lâyık gördüğü tüm güçlüklere sabırla göğüs gereceğiz. Şimdi olduğu gibi yaşlılığımızda da durup dinlenmeden çalışacağız. Günü, saati gelince de ölüme boyun eğeceğiz. İşte ancak orada, mezarlarımızda, nice acı çektiğimizi, nice gözyaşı döktüğümüzü, nasıl zor bir yaşamımız olduğunu bir bir anlatacağız. Tanrı işte o zaman bize acıyacak.”
benim vanya dayı'yı da, çehov'u da hiç okumamış olan yengem tam olarak aynı paragrafı söylediğinde ona bir kez daha hayran oldum..
16 Haziran 2010 Çarşamba
solum terstir benim
ara sıra alışırma yapıyorum.. sol eli de kullan, sol ayağı da kullan.. şöyle şık bir gol atayım solla :) gol dedim de, gayet içten ve istekli dünya kupası maçlarını izliyorum.. çok da keyifliydi.. hani tez yazıyordun diyenlere duyurulur, sadece 2 tanesini izledik be..
fifa ya mektup,
orangutanlarınıza söyleyin, sahada tükürmek yasaklansın, çüklerini kameraya karşı kurcalamasınlar..milli marş okunurken ya da gol atınca ya da hiç bir zaman ağlamasınlar.. pembe, turuncu vs ibne ayakkabıları giymesinler, adam olsunlar.. sayın seyircilerin o öttürdükleri borular da kıçlarına kaçsın.. evet bu kadar..
ne diyorduk, sol elim evet..
zira sigara içerken bile embesil bir tutuşu var sol elimin.. beni rezil ediyor.. az önce çay alırken elimi yaktım.. bak aklıma geldi, yıllardır sürekli bir yerlerini yakan, kesen, kıran döken sakar kankaya bir sorayım, yahu belki de solak değil kızcağız.. söylemek kimsenin aklına gelmez ki..
neyse, adam dedi ki, bak evi temizleyince ve yemek yapınca mutlu olmuşsun. ulan senin mi mutluluğun sığ, ben mi ifade özürlüyüm? haftalardır yapamadıklarımı yapabildiğim için şükrettim sadece..
ne zamandır satranç oynamıyorum. var mı benimle satranç oynamak isteyen? sol elle ama :)
fifa ya mektup,
orangutanlarınıza söyleyin, sahada tükürmek yasaklansın, çüklerini kameraya karşı kurcalamasınlar..milli marş okunurken ya da gol atınca ya da hiç bir zaman ağlamasınlar.. pembe, turuncu vs ibne ayakkabıları giymesinler, adam olsunlar.. sayın seyircilerin o öttürdükleri borular da kıçlarına kaçsın.. evet bu kadar..
ne diyorduk, sol elim evet..
zira sigara içerken bile embesil bir tutuşu var sol elimin.. beni rezil ediyor.. az önce çay alırken elimi yaktım.. bak aklıma geldi, yıllardır sürekli bir yerlerini yakan, kesen, kıran döken sakar kankaya bir sorayım, yahu belki de solak değil kızcağız.. söylemek kimsenin aklına gelmez ki..
neyse, adam dedi ki, bak evi temizleyince ve yemek yapınca mutlu olmuşsun. ulan senin mi mutluluğun sığ, ben mi ifade özürlüyüm? haftalardır yapamadıklarımı yapabildiğim için şükrettim sadece..
ne zamandır satranç oynamıyorum. var mı benimle satranç oynamak isteyen? sol elle ama :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
