22 Ekim 2009 Perşembe

sana siyorum

yanlışlıkla yazılmış gibi dursa da anlamlı oldu sanki..sana diyorum ile sana söylüyorum arası ve aslında sana sövüyorum anlamına gelen yeni kelime.. simek,, sidim, sidin sidi, sidik ahaha bu da iimiş.. biz ailecek sana sidik...

18 Ekim 2009 Pazar

şöyle böyle

benim için kültablası ile tabak arasında yıkandığı sürece fark yoktur. evet tabak bulamazsam kül tablasından da birşeyler yiyebilirim.. ama başka insanlar rahatsız olmasın diye sofrada külümü kül tablasına atarım..
düğünlerden, bayram tebriği kandil kutlaması mesajlarından haz etmem.. televizyon sevmem, absent içmem, pikniğe gitmem, tuvalette uzun kalmam, her şeye razı olmam, herkesi dinlemem, beyaz ışıkta oturamam, pazar günleri temizlik yapmam, kutu birayı genellike yarım bırakırım...

18 Ağustos 2009 Salı

bana gelen Ramazan sana da gelsin...


herkesin tuttugu da kendine..

bana gelen Ramazan:

biri ellerimde (ensesinden boynunu desteklerken elimle), ağrıdan kıvranarak (ne yaptıysak geçiremedik ağrısını, sonunda geçti tamamen), diğeri nöbetimde ölen 20 yaşlarında iki er hastam.. kanserden.. hatta birinin yanında, serumuyla uğraşırken elime iğne battığı için aniden 'ananı s.iyim' deyiverdim de gözleri kocaman kocaman olmuştu, 'abla sen de bayağı hızlıymışsın' demişti.. çok gülmüştük, söz verdirtttim kimseye söylemeyeceğine.. ikisine de iyi baktım.. daha bir kaç aylık hemşireydim o zamanlar üstelik..

sonra turuncu minicik bir yavru kediye araba çarptı kliniğin önünde, aldık arka bahçeye, yaşamaz demişlerdi, iyileştirdim onu, sonra adana ya gönderdim, müstakil evi olan biriyle, adı Ramazan dı kedimizin.. boynumda kıvrılıp uyumuş, ben nöbetten çıkmış sızmışım kıyafetlerimle, fotoğrafımız var.. o zamanlar severdim ramazan ayını, gece nöbetlerinde adam gibi yemek bulma şansım olduğu için..

biri dedi ki, yediğim haltlar için oruç tutuyorum.. haddim değil yargılamam..

ama benim de bir bildiğim var, ben tutmam..

ve ramazan ayından artık haz etmiyorum.. biri yemez, biri içmez, diğeri gelmez.. iş yerinde bir şey yiyip içemezsin.. tutan arkadaşlarımla bir ay boyunca plan yapamadığım gibi üstelik bir de benim gibi kan şekeri düşünce zıvanadan çıkan insanlar hırs hırs dolaşıyor sokaklarda.. benim hayatımı zindana çevireceksen sen minare tut.. yazının başında dediğim gibi..

15 Ağustos 2009 Cumartesi

hadi



girişken maymunlar.. kafeste muz.
korkuyorum.parmaklarımın arasından akıp gidiyor, deliriyorum, koşarsam daha da çok dökülüyor, o gelene kadar hiç kalmayacak avucumda..su..
katı cisim. boğazda. sürtünme kuvvetine karşı yut yutabilirsen.
uzaksa zorsa gitme. değmez. dönüşü var bir de.
beni benden aldı komplimanlarınız..
maymun götünü açtı..
kardeşim canım gel.. sadece bir bardak çay lazım..
lütfen dursun artık...

31 Temmuz 2009 Cuma

severim (:

kahve parçalarını tatlı kaşığına koy, sade kehvenin buharında eritip biraz da kahve eşliğinde..
aniden aklına gelen kelimeyi bağır
açık havada soğuk bir bira iç
msn facebook vb üzerinden gayet kişisel bir konuda açıklama yapmadan referandum yap
daha önce izlemediğin bi klibi youtubeta bul
my little miss sunshine, the big lebowski, neşeli günler, fight club, trainspotting, pineapple express vb serisinden bi film izle
rabbit heart girl ya da rudeboy dinle
spagetti nin sosu için zeytin ve mantar doğra, mutfakta bişiler yap
duvara yeni bi fotoğraf resim begenilen her hangi yeni bişi yapıştır
dışarı çık sarhoş ol
yeni tanıştığın birileriyle plan yap veya yeni birileriyle tanış
patrona özel yaratıcı bir küfür uydurup iş arkadaşlarına fikrini sor
internetteki aptal bir yoruma cevap verip kavga ortamı başlatıp sonra yok ol
resim yapmaya çalış yaptıklarını arkadaşlarına gösterip nasıl kıvrandıklarını isle
şarkı sözü yazmaya çalış nası saçmaladığına inanama
aklına geleni laf salatası şeklinde saçma sapan yaz çok da samimi olmadığın birilerine yolla
diş fırçanı al darlamayacağını bildiğin birine git gecenin bi saati de olsa...
bi kursa gidip sanki kursa kayıt yaptıracakmış gibi gayet ciddi pazarlık yap ya da mesela kanepe buzdolabı alacakmış gibi falan.. (ama alma)
danışma yazan bir yere gidip bir dakika falan danışılacak kişinin yüzüne gülmeden bak, adam/kadın gülmeye başlayana kadar bekle, sonra dön arkanı git
çingene çiçekçilerle sohbet et
dolmuş şöförüne selam ver nasıl olduğunu falan sor (biras seçici olmakta fayda var, başına iş alma)
gideceğin yeri hiç bilmiyormuş gibi yapıp insanlara sor
çok geç kaldığında çok yavaş yürümeyi dene
çok acıkınca biras daha acıkmayı bekleyip tatlı bişiler ye
yeni bi tişört al, mağzada giyinip, üstündeyken öde
komşu dükkanla sohbet et, alışveriş yaptığın insanlara nereli olduklarını falan sor
sokaktaki kediyi köpeği besle
morali bozuk birini bi yere çağır, çikolatalı bişiler ısmarla
fesleğen reyhan falan ek saksıya, hem sivrisineği uzak tutar
insan ol insan :))
hiçbiri işe yaramazsa, gel içelim, ağlarıs bile gerekirse :))
bugünlerde çok keyifsiz olan arkadaşım sana diyorum :))

29 Temmuz 2009 Çarşamba

He

simdi bu kendini ucuyor sanıyor ya, cok guluyorum, yarım litre gaz dolu boyalı plastiksin alt tarafı, bırak diyor iplerimi haberi yok olacaklardan :))

28 Temmuz 2009 Salı

ya kayadan uç...

hol don! temam sarhoş değil bırakın onu..
ah bu hayatlarımız (evet seninki de) (sen burda lütfedip yazdığımı okuyandır) ne kadar sıkıcı.. vallahi az daha sıkılsam kıracağım gidip camını.. ya neden bu kadar sıkıcı.. kaçacağım uzaklara orda sıkılınca diyeceğim gurbeeeeet sılaaaaaaa....
çocuğunuza garip isimler takmayın..
bi düşünelim şimdi.. bugünlerde düşünmek istiyorum çok.. okumuyorum izlemiyorum düşünüyorum.. keşke daha çok düşünsek hepimiz.. mesela düşünsek ne kadar zor olabileceğini ve nereye kadar kaçılabileceğini..
ortalama yaşam süren şanslıysan hadi iyimser 70 diyelim..kendi adıma üçte birinden fazlasını katlettim bile.. yok hepsini ziyan etmedim.. ama şimdi anlatmayı bir deneyeyim, mezarlıklarda beş dakika tavsiye ediyorum.. orda beş dakika oturup ölümü düşününce ne ağlayabilirsin ne de evde oturmaya devam edebilirsin.. noolur bişiler yapın, yapalım.. bana istediği ve yapabileceği bişi anlatsın biri.. sonra arasın desin ki yaptım ulen mutluyum..
ve bir daha patatesli sigara böreği diyen olursa kafasına kafasına tavayla vuracağım.. birazdan lars von teriyere de mektup yazacağım.. senin diyeceğim, derdin ne, deli mi dürttü kardeşim aldın üç saatimi, yetmedi bütün neşemi keyfimi.. verdin huzursuzluk baş ağrısı.. git.. resim falan yap..
bugün bir adam gördüm, bir hamakta idi, üsküdarda paşakapısında, beş sularında.. ve bu hamak caddede gayet işlek olan caddede (ki ben kadıköy dolmuşunda idim) sağa çekmiş bir kamyonun kasasına boyuna gerilmiş idi.. caddenin o tarafı ve pek tabi kamyonun içi gölge idi ama adam güneş gözlüğü takıyordu ve iki eli başının altındakamyon kasasında hamak keyfi ile gayet mutlu görünüyordu..
geçen gün de mecidiyeköydeki otobüs durağında sağ crista iliakama kocaman bir kelebek kondu..
deli değilim ben.. şahitlerim var!